Seyirlik oyunlar günümüzde yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Çünkü artık uygulayıcısı olan köylüler ya ölmüş ya da şehirlere göç etmiştir. Artık uygulayıcıların kalmaması ile beraber giderek yok olmaktadır. Peki aslında seyirlik oyunların çağdaş tiyatroda reji ve oyunculuk alanında size yeni kapılar açacağını söylesem ne derdiniz? Evet kulağa biraz tuhaf geliyor. Lakin bazı metinlerin çözümlerinde bu yöntem bizi kurtarabilir. Özellikle maddi destekten yoksun tiyatrolar için bir nimet. Çünkü dekor ve aksesuarın maddi zorluklar içinde maliyeti çok yüksek oluyor. Ödenekli tiyatrolar gibi imkanı olmayan tiyatrolar maddi sebeplerden ötürü tıkanıyor yahut sanatsal yönden içlerine sinen oyunlar çıkaramıyor. Seyirlik oyunların bize faydalarını iki yönden ele alacağım. Birinci yön reji, ikinci yön ise oyunculuk.
Bir metin çalışırken, o metni sahnelemek isteyen yönetmen büyük hayaller kurar. Sahnede bir ağaç olmasını, dönem kostümlerini, türlü ışık oyunlarını ve türlü efektleri düşünerek bir reji yapmak ister. Lakin ödenekli tiyatro değilseniz hayal ettiklerinizin belki %10’luk bir kısmını sahneye taşıyabilirsiniz. Peki seyirlik oyunlarından öykünerek bu hayallerimizi uygulayabilmemiz mümkün müdür? Elbette mümkündür. Haldun Taner’in “Vatan Kurtaran Şaban” oyununda reji yaparken aklımdan bunlar geçiyordu. Çünkü oyun çeşitli mekanlarda geçiyordu. Bu mekanları birebir canlandırmak hem maddi yönden hem de sahne zamanı açısından imkansızdı. Bir anda sanat galerisinden, bir konservatuvara, oradan da bir kitapçıya geçen sahneler beni ve ekibi zorlayacaktı. Kalabalık bir ekip değildik. Sonra seyirliklerden yola çıkarak oyuncu arkadaşlarımı kullanmaya karar verdim. Kimisi heykel oldu, kimisi şövale, kimisi ağaç, kimisi çerçeve kimisi de kitaplık. Sahneye koyduğumuz zaman seyirci bunu yadırgamadı. Aksine duruma alıştı. Sahnede canlı eşyaları görünce ilgileri bir kat daha arttı. Ve oyuncu arkadaşlarıma bambaşka bir deneyim yaşattı bu durum. Çünkü eşyalara rol biçtiler ve karakter yüklediler. Bir başka örnek ile daha da bu durumun altını çizmek isterim. Prof. Dr. Nurhan Karadağ, “Misafir” adlı tiyatro oyununu sahneye koyarken bir parmak kopma sahnesi için harika bir çözüm buluyordu. Biliyorsunuz tiyatro sahnesinde efektler ne kadar çabalasak da sinema kadar etkili olmuyor. Nurhan Karadağ parmağın ucuna kırmızı bir kurdele bağlayarak kurdelenin her sallanmasında kan fışkırıyor izlenimi bırakmak istemişti. Bu çözüm seyirciyi etkilemiş ve muazzam bir reaksiyon almıştı. Bu ve bunun gibi örneklerde olduğu gibi seyirlik oyunlar yönetmenlerin tıkandığı her yerde yaratıcı çözümler bulmanızı sağlamakta ve tiyatro sanatını özüne döndürerek oyun oynamayı ön plana çıkarmaktadır.
Peki oyunculuk açısından bize faydaları nelerdir? Brecht tiyatrosuna baktığımız zaman oyuncu, rolünü yaşamaz, yansılar. Peki seyirliklerde aynı değil midir? Evet öyledir. Seyirlik oyunlarda oyuncular o kişi olmaz o kişiyi yansılar. Bunu bazen bir form ile bazen bir ağız ile bazen bir tavır ile. Ama özünde hepsi dıştan içe doğru bir oyunculuk sergiler ve karakterini yahut tipini ortaya çıkarır. Stanislavski yönteminde sihirli eğer ile oyuncular içlerinde buldukları ile o karakteri yahut tipi çıkarırlar. Bu bazı zaman oyuncuyu zorlayabilir. Yahut genç ve tecrübesiz bir oyuncu ise cebinden yiyemeyeceği için hayal kırıklığına uğrayabilir. Lakin seyirlik oyunlarında gördüğümüz oyunculuk modeli ile rolü yaratmak daha rahattır. Çünkü canlandıracağı karakterin formunu yakalar ise dıştan içe bir yolculuk ile karakteri bambaşka bir yöntemle ortaya çıkarmış olur. Seyirlik oyunların başka bir faydası ise komple oyunculuğu beslemesidir. Çünkü seyirlik oyunlar sadece oyunculuğu değil, dans ve müzik konusunda da beceri ister. Bu oyuncunun gelişimini sağlar. Birkaç örnek ile açıklamamız gerekirse seyirlik oyunlardan Sınır Taşı oyununda köylüler öküz hayvanını yansılar. Bunu kasketlerini ters çevirerek ve biraz eğilip daha yavaş adımlarla kendilerine form vererek yaparlar. Bu şekilde öküz yansılanması tamamlanmış olur ve sahne büyüsü ile seyirciye bunu inandır. Başka bir örnek vermek gerekirse Shakespeare’in 3. Richard oyunundan bir tirat çalışırken ilk önce sihirli eğer ile içimden çıkarmaya çalıştım rolü. Lakin bu konuda başarılı olamadım. Sonrasında kambur olduğunu öğrendiğim zaman dış form ile yaklaştım karaktere. Bu sayede içini doldurmak daha kolay oldu ve ortaya gerçek bir Richard çıktı. Bu ve bunun gibi örnekler çoğaltılabilir.
Köy Seyirlik oyunları, anonim metinler olması dolayısıyla yok olma tehlikesi içindeki Geleneksel Türk Tiyatrosu ürünlerinden biridir. Ama yukarıda bahsettiğimiz uygulamalar sayesinde şekil değiştirerek yaşamaya devam edecektir. Yanlış batılılaşma sonucunda kültürel değerlerimizi kaybetme noktasına geldik. Aslında özümüz olan seyirlik tiyatro, Türk Tiyatrosunun temeli olabilir ve dünyaya yeni bir tiyatro ekolü armağan edebilir. Ankara Deneme Sahnesi ve bünyesinden yetişmiş tiyatro insanlarının amacı da budur zaten. Brecht Tiyatrosu ve seyirlikler aslında aynı dalda açmış iki farklı çiçek. Çıktığı ve baktığı yol da temelde birbirine benzerlik gösteriyor. Ama biz bugün Brecht tiyatrosuna hayranlık beslerken kendi öz tiyatromuzu dışlıyoruz. Umarım bir an önce uyanır ve bunun önüne geçeriz.
