Tiyatro camiası hep şu çatışmanın içinde olmuştur: Gelenek mi gelecek mi? Aslında bu soru “Sanat sanat için midir, toplum için midir?” sorusu kadar gereksizdir. Bana göre ancak bunları sentezleyebilenler doğru bir yola girmiş olabileceklerdir.
Rahmetli yazar ve oyuncu Yaşar Güner’in hiç unutamadığım bir sözü vardır: “ Ulusal olmadan uluslararası olamazsın.” Bir sanat yapıtının ilk çıkışı kişisel ve yereldir. İçinde kendi bulunduğu coğrafyanın ve kültürün özelliklerini taşır. Bu bağlamda geçmiş zamanda ortaya çıkmış olan tiyatro türleri bize hem bugünün dünyasını hem de bugünün tiyatrosunu anlama olanağı sunabilir. Bizim sanatçı olarak yapmamız gerekenin bugünün dünyasını aydınlatmaktır. Tabii ki geçmişle olan bağlarını da kurarak… Geçmişin dünyasını olduğu gibi alıp sahnelemek de sadece faydasız bir nostalji olarak kalacaktır.
Bir zamanlar meddah geleneği varmış. Bu insanlar genelde kahvehanelerde hikayeler anlatır, dinleyenlerine kıssadan hisse sunarlarmış. Ellerinde bastonları, boyunlarında mendilleriyle hem anlatır hem küçük canlandırmalar yaparlarmış. Öyle etkili anlatırlarmış ki dinleyenler kah gülmekten kırılır kah salya sümük ağlarlarmış. Bazen kahvede insanlar ikiye ayrılır kavga çıkarmış. Bazen de sırf hikayeyi kendi istedikleri gibi bitirmesi için meddaha para verirlermiş.
Meddahın mendili baş örtüsü, kuş, kukla vs her şeye dönüşebiliyor. Aynı zamanda terlediğinde meddahın imdadına koşuyor. Bastonu ise silah vs. olabiliyor. Hem de yere sertçe vurduğunda bir anda dinleyicinin dikkatini kendisinde toplayabiliyor.
Biz de “Tiyatrocu” adlı oyunumuzda idealist bir tiyatrocunun başından geçenleri anlatıyoruz. Aldığı bir dizi teklifi ona para ve şöhret getirecektir. Fakat karşılığında bir takım değerlerini kaybedecektir. İdealleriyle yaşadığı gerçekliğin arasına sıkışıp kalmıştır. Hangisini seçeceğini bilememekte ve seyirciden yardım istemektedir.
Bu oyunda biz de meddah gibi bir hikaye anlatıyoruz. Elimizde bir baston, boynumuzda bir mendil yok ama tıpkı meddah gibi bir hikayeye can veriyoruz. Biz de hikayenin içinde canlandırmalar yapıyor, sazımızla türküler söylüyoruz. Bir yandan da pantomim, illüzyon vs. gibi tekniklerle hikayemizi süslüyoruz. Geleneğimizin bilincinde günümüzün tiyatrosuyla…
