Kültürlerin geçmişi, geleceğe bırakacağı mirasların habercisidir. İnsanlar bunu kimi zaman eğlence, kimi zaman doğaya tapma, kimi zaman tamamen anlık eylemlerle bu ihtiyaçlarını gidermiştir. Anadolu’da baharı selamlamak için farklı eğlence çeşitleri yerel halk tarafından üretilmiştir. Bugün adlandırdığımız köy seyirlik, orta oyunu gibi Geleneksel Türk Tiyatrosu’nun yapı birimlerinin yanında “Ferfene” gibi tiyatrodan bağımsız, yardımlaşma eğlence geceleri olabilir. Kızılcahamam’da karşılaştığımız taksicinin anlatımıyla son otuz senedir Ferfene günleri olmuyormuş. Yine taksicinin anlattıklarıyla size aktarmaya çalışacağım. Bazen toprak aynı koşullarda cömert olmuyor. Kimisine o sene fazla hasat verirken diğer komşusunun hasadı bereketli olmuyor. Bu duruma karşın köyde bir kişinin zenginleşip sivrilmemesi için bu Ferfene geceleri oluyor. Mahsulün fazlası olan ekinler ortak bir tencerede pişiriliyor, tüm köy ahalisi ile aynı tencereden yemeğini yiyor. Bu durum birliği beraberliği kuvvetlendirir, komşular birbirlerine kendi dertlerini paylaşır diğer yandan seyirlik oyunlar ile eğlenir.

               Bu seyirlik oyunlar Tiyatro disiplininden bağımsızdır. Günümüzde orta oyununu “Orta Oyunu” olarak adını gördüğümüz ilk yer II. Mahmut’un kızı Saliha Sultan’la Rıfat Halit Paşa’nın düğün şenliğini anlatan Saliha Surname’sinde rastlanır.

Tiyatro disiplini olarak daha sonrasında seyircinin ortasında oynanan oyun olarak Geleneksel Halk Tiyatrosu halinde literatüre geçmiştir. Anlamını sadece seyircinin ortasında oynanan oyun olarak değil, olayları herkesin gözünün önünde “ortada” anlamını da çıkarabiliriz.

Ülkemizde seyirlik oyunlar ile ilgili sözcüklerin çingenelere ve çingeneceye yakın bir ilişkisi olduğu söylenmektedir. Örneğin “maskara” sözcüğü çingenecede “ortada” anlamına gelir. İspanyolcada ise soytarılık, güldürücülük anlamına geldiği söylenmektedir.

Yapı olarak Karagöz ile Orta Oyununun farklılığı olsa da güldürme unsurları benzemektedir. Hacivat ve Karagöz’ün Orta Oyununda ki karşılığı ise Pişekar ile Kavukludur. Olaylar Pisekar ve Kavuklu’un etrafında şekillenir. Pişekar daha eğitimli halkı bilgilendiren bir tiptir. Kavuklu ise daha alt sınıf olup Pişekar’ın dediklerini yanlış anlayarak izleyiciyi güldürmeye çalışır.

Ortaoyunu, Giriş, Muhavere (Söyleşme), Fasıl ve Bitiş bölümlerinden oluşur. Bir müzik parçasıyla birlikte, eski usul (Tarz-ı kadim) oyunlarda köçekler ve curcunabazlar sırayla raks ederler. Zurnanın Pişekfu havası- çalmasıyla “Giriş” bölümü başlar. Elindeki şakşakla(pastav) oyun alanına giren Pişekfu seyircileri selamlar, onlarla ve zurnacıyla konuşur, daha sonra oyunun adını söyleyerek oyunu başlatırdı. Oyun sonu sürç-i lisan affı ve Zenne’nin (erkek dansöz) dansıyla biter.

               Sonuç olarak Geleneksel Halk Tiyatrosu oyunlarının gelenekten uzaklaşıp bir “Ramazan-ı Şerif” eğlencesine dönüşmesi bizleri üzmektedir. Temennimiz kültürümüzün bir parçası olan Halk Tiyatrosu’na  verilen önem gün geçtikçe artar ve geleneğimizi ileri kuşaklara aktarabilmektir.

Bir Cevap Yazın