Köy seyirlik oyunları, diğer adıyla dramatik köylü oyunları, yüzlerce yıldır Anadolu’nun köyleri ve kırsalında, belirli gün ve zamanlarda köylüler tarafından oynanan, yazılı bir metni olmayan ancak dramatik yapıya sahip oyunların ortak adıdır.
Bu kısa yazıda Köy Seyirlik oyunların kültürel kökenlerini, oluşumunu ve bugününü ve olası geleceğini ana hatlarıyla ele almaya çalışacağım ancak konuyu köy seyirlik oyunlar başlığı altına incelemeden önce, kısaca daha genel bir kavram olan “oyun”dan bahsetmek istiyorum.
“Oyun”, genellikle kültür alanının bir parçası, kültüre içkin bir etkinlik olarak tanımlanır ancak kanımca oyun, bundan fazlasıdır. Johan Huizinga, “Homo Ludens” adlı kitabında oyunu ele alır ancak bu çalışmasında bütün kültürel olgular arasında oyunun yerini tanımlamaya değil de bizzat kültürün kendisinin ne ölçüde oyun niteliğine büründüğünü saptamaya çalışır. Huizinga’ya göre oyun, kültürden daha eskidir. Hatta daha ileri giderek oyun, insandan da eskidir diyebiliriz. Hepimiz sokakta birbirleriyle oynayan köpek yavrularını görmüşüzdür. Veya yine bir köpek, ileriye fırlattığınız bir dal parçasını bıkmadan, usanmadan size geri getirir. Kediler ve katil balinalar, avlarını yemeden önce onlarla oynamaktan büyük keyif alırlar. Yunusların ne kadar oyunbaz canlılar olduklarını hepimiz biliriz.
Oyun, insanı da aşıp daha geniş bir canlı skalasına yayılan bir olgu iken aynı zamanda kuralları, sınırları da vardır. Süregelen yaşam ve zamandan bağımsız, kendi yaşam ve zaman döngüsü vardır. Belirli kurallar çerçevesinde, belirli zaman aralığında oynanır ve biter. Oyunun niteliği ve içeriği zaman içerisinde değişse bile bu özelliği değişmez. Köy seyirlik oyunlar da tıpkı diğer oyunlar gibi belli kurallar çerçevesinde, belli bir zamanda oynanır ve biter.
Anadolu’da kimi yok olmuş, kimi ise varlığını sürdüren sayısız çocuk oyunu veya halk oyunu vardır. Ancak köy seyirlik oyunları diğerlerinden ayıran özellik, dramatik bir yapıla sahip olmalarıdır.
Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğüne göre “dramatik”, içinde gerilim, çatışma vb. olaylar bulunan, insan ilişkileri ile gelişen eser – olaydır. Bu niteliği ile diğer halk oyunlarından ayrılır. Söz gelimi, Anadolu’da yaygın bir dans olan halayda dramatik yapıdan söz edilemez, keza körebe, birdirbir gibi çocuk oyunlarında da. Köy seyirlik oyunlarda ise bir veya birkaç olay başlar, gelişir ve biter.
Elbette dramatik yapıya sahip oyunların sadece Anadolu’ya özgü olduğu düşünülemez. Klasik batı tiyatrosunun çıkış noktası kabul edilen antik Yunan dönemi tiyatrosunun başlangıcının, Dionisos törenlerine kadar gittiği düşünülür. Bir İtalyan tiyatro formu olan Commedia dell’arte’nin kökenleriyle ilgili farklı görüşler olsa da, genel olarak Roma zamanının mimlerine dayandığı düşünülmektedir. Japonların geleneksel no tiyatrosunun da kökenlerinin dini inançlara dayanması bakımından köy seyirliklerle benzerlik gösterdiğini söyleyebiliriz.
Nurhan Karadağ’a göre, “Anadolu halkının kültürel birikiminin yansımalarından biri olan köy seyirlik oyunları, düğünlerde, bayramlarda ya da hasat mevsimlerinde, hayvanların çiftleşme veya ekinlerin ekildiği zamanlarda ya da mevsim dönümlerinde olduğu gibi köy halkı için önem taşıyan belirli zamanlarda “oyun çıkarma”, “oyun yapma” geleneğinden yola çıkılarak sergilenen tiyatro etkinliklerini içine alır.”
Nurhan Karadağ, köy seyirlik oyunları dört grup altında inceler:
- Belirli günlerde oynanan töresel ya da büyüsel oyunlar,
- Sadece eğlence için oynanan oyunlar,
- Müzikli danslı sözlü oyunlar,
- Müzikli danslı türkülü oyunlar.
Anlaşılabileceği gibi ilk iki madde içerik ile ilgiliyken son iki madde ise biçemle ilgilidir. Köy seyirlik oyunların kökeninde, eski zaman insanlarının doğa ve kozmosun işleyişini yeteri kadar kavrayamadıkları için, doğaya büyü yoluyla müdahale etme, onu büyü yoluyla değiştirme isteğinin yattığı düşünülmektedir. Bu niteliğiyle köy seyirlik oyunlar, tiyatro formundaki ritüellerdir. Köy seyirlik oyunların oynanma zamanları ve içlerinde yer alan çeşitli simgeler de bu düşünceyi destekler niteliktedir. Her kış doğa ölür ve her bahar yeniden dirilir. Köy seyirlik oyunlarda bu olay karşımıza ölüp dirilme olarak çıkar. Oyunun sonunda veya belirli bir yerinde oyuncu ölür, ağzına bir parça ekmek vermek veya yüzüne su dökme suretiyle diriltilir. Bu edim, doğanın işleyişinin yeniden canlandırılması, üretimidir. Açık bir büyü girişimidir. Oyun yoluyla doğanın işleyişinin düzeni güvence altına alınmaya çalışılır. Köy seyirlik oyunlarda kız kaçırma öğesiyle veya fallus öğeleriyle de sıkça karşılaşırız. Buradaki amaç ise doğayı manipüle etmek, gelecek yılın daha verimli, daha bereketli geçmesini sağlamaktır.
Köy seyirlik oyunlarında sıklıkla karşılaştığımız simgelerden biri de “kara” simgesidir. Oyunculardan biri siyaha boyanır. Kara’yı oynayan oyuncu her hareketiyle aykırıdır, hep yapılmaması gerekeni yapar. Oyun boyu itilir, kakılır, tekmelenir. Her türlü kötü muameleye maruz kalır, komik duruma düşürülür. Böylece, yeni yılda gelebilecek, kara ile simgelenen kuraklık, sel, don gibi olumsuzlukların önüne geçilmeye çalışılır.
Eğlence için oynanan oyunlarda ise daha çok köylünün gündelik sorunları, sıkıntıları ele alınır. Bu sorunlar, iki mücavir tarla sahibinin sınır sorunu, suyun paylaşım sorunu, aile içinde mal – ürün paylaşım sorunu olabilir. Bu sorunlar eğlenceli bir biçimde ele alınır. Ancak yukarıda bahsettiğimiz büyüsel simgeler, bu oyunların içinde de bulunabilir. Bu oyunların canlı oldukları, zaman içinde aralarında geçişkenlik olabileceği unutulmamalıdır.
Köy seyirlik oyunlarda müzik ve dansa sıklıkla rastlanır. Oyunlarda kullanılan çalgılar, bölgesel özelliklere göre bağlama, davul, zurna, akordeon vs. olabilir. Dans ve müziğe oyunun başında, sonunda veya içinde rastlanabilir. Ancak bazı oyunlar vardır ki sözden tamamen arınmış, dramatik yapı müzik, dans ve mim aracılığıyla anlatılır. Artvin, Şavşat yöresine ait “Berabona” veya Erzurum’da geniş bir coğrafyada oynanan “Deli Kız” oyunları, bu anlatım biçiminin güzel örnekleri arasındadır. Özellikle “Berabona” oyununda kız kaçırma, kara, ölüp dirilme gibi sembollerin tümüne raslanır. Nurhan Karadağ’a göre müzikli danslı türkülü oyunlar, sözden arınmış olması hasebiyle türünün en ileri örnekleridir.
Köy seyirlik oyunları, tüm bu nitelikleriyle halk bilimsel veya etnografik açıdan son derece değerlidir. Ancak sadece bu açıdan değil, günümüz tiyatrosu için de, özellikle biçem açısından çok zengin malzeme sunmasıyla da değerlidir.
Köy seyirlik oyunlarda sahneleme açısından karşılaşılabilecek hemen hemen sorunların tümü, insan (oyuncu) ve gündelik hayatta kullanılan küçük aksesuarlarla çözülmektedir. Benzetmeci bir üsluptan ziyade oyun çıkarma mantığıyla oynandıkları için, oyun, kendi gerçekliğini yaratmaktadır. Her şey, oyun olduğu için öyledir. Tarla süren öküzler, gelini taşıyan deve ve hatta çalılıklar, sazlıklar bile oyuncular tarafından canlandırılır. Bu esnekliği, sahnede karşılaşılabilecek birçok reji sorununa pratik çözümler üretmeyi sağlar.
Günümüzde, çağdaş yazarlar, köy seyirlik biçeminde oyunlar yazmakta, bu oyunlar çeşitli ödenekli, özel veya amatör tiyatro topluluğu tarafından sahnelenmektedir. Bilgesu Erenus’un “Misafir”, Ünal Akpınar’ın “Bozkır Dirliği” adlı oyunları, köy seyirlik biçiminde yazılmış oyunlara iki güzel örnektir.
Nurhan Karadağ yönetmenliğini üstlendiği oyunlarda sadece bu üsluptan yararlanmamış, köy seyirlik tiyatroyu, çağdaş bir tiyatro biçimi olarak kabul ettirmiştir. Sadece bu üslupla yazılan eserleri yorumlamamış, Nazım Hikmet’in “Şeyh Bedreddin Destanı” dâhil birçok edebi eseri de köy seyirlik oyunlardan yola çıkarak geliştirdiği göstermeci biçemle sahneye koymuştur. Günümüzde gittikçe daha fazla sayıda yönetmen ve başta Ankara Deneme Sahnesi olmak üzere çeşitli tiyatro toplulukları, köy seyirlik biçimde oyunlar sahnelemektedirler.
Köy seyirlik oyunlar, radyo, televizyon, internet gibi eğlence ve kitle iletişim araçlarının artması nedeniyle köylerde gittikçe daha az oynanırken getirdiği yaklaşım sayesinde sahnelerde gittikçe daha fazla görünür olmaktadır. Bin yıllık “oyun”, başka bir zamanda ve mekânda çağdaş tiyatroyla harmanlanıp varlığını sürdürmektedir.
Kaynakça:
Nurhan Karadağ, “Köy Seyirlik Oyunları”
Nurhan Tekerek, Tiyatro Araştırmaları Dergisi, “Köy Seyirlik Oyunları, Seyirlik Uygulamalarıyla 51 Yıllık Bir Amatör Topluluk: Ankara Deneme Sahnesi”
Johan Huizinga, “Homo Ludens”
Sedat Veyis Örnek, “100 Sorudan İlkellerde Din, Büyü, Sanat, Efsane”
